Hukuk mezunlarının iş olanakları « Tercih Dönemi
Bu sitede yer alan yazılar üniversiteliler tarafından yazılmıştır

Teşekkürler
  • Kocaeli Üniversitesi İşletme Kulübü'ne
  • Dumlupınar Üniversitesi Felsefe Kulübü'ne
  • Koç Üniversitesi Ku Gönüllüleri'ne
  • Hacettepe Üniversitesi Ekonomi Kulübü'ne
  • Fatih Üniversitesi İdeal Gençlik Kulübü'ne
  • desteklerinden ötürü teşekkür ediyoruz.

Hukuk mezunlarının iş olanakları

14 Ocak 2010


    Hukuk fakültesi için, mezun olunca iş olanakları nasıldır sorusunu cevaplamak hayli zordur. Çünkü o kadar çok alan mevcut ki, sayma yöntemiyle bir liste çıkartıp “işte bu işlere girebilirsin” demek kolay değildir. Hukuk diploması size her türlü kapıyı açar, asıl önemli olan sizin ne istediğinizdir. Hukuk fakültesi mezunu için genel olarak halkın gözündeki mesleki seçenekler avukat, hakim, savcı, vali veya kaymakam olmaktır. Bu yüzden Bunlar üzerinde fazla durmayacağım. Daha çok, gözden kaçan konulara değinmek istiyorum.
    Hukuk fakültesinin adı avukat, hakim ve savcı ile bütünleşmiş gibi olduğu için, hukukçuların diğer alanlara yönelebildiğini çokları farketmez. Halbuki mezun olduktan sonra, başta tüm kamu kurum ve kuruluşları olmak üzere, bağımsız idari otoritelerde, uluslararası kuruluşlarda ve özel sektörde “her yerde” iş bulma imkanınız vardır. Bunu biraz açalım isterseniz. Bunlar için, başta Bakanlıklar ve Müsteşarlıklar olmak üzere, Sermaye Piyasası Kurulu, Rekabet Kurumu, Bankacılık Düzenleme Denetleme Kurumu, Merkez Bankası, İMKB, bankalar, özel şirketler, dış ticaret üzerine çalışan şirketler ve uluslararası kuruluşlar gibi örnekler verebiliriz.  

    Devlet kurumları her yıl kendi yaptıkları sınavlarla eleman alırlar. KPSS’de her kurumun istediği puan türünden belirledikleri barajı aşanlar bu sınavlara başvurabilir. “Sırtını devlete yaslamak” deyimine göre devlette işe girmek her zaman için en garanti yoldur denilebilir. Bunun yanında SPK, RK, BDDK gibi bağımsız idari kuruluşlar da vardır. Bunlar da aslında devlete bağlı kuruluşlardır, kanunla kurulurlar. Ancak özerktirler, kendilerine ait bütçeleri vardır, bu yüzden diğer devlet kurumlarına nazaran daha iyi çalışma şartları ve daha yüksek ücretler sunmaktadırlar. Yani bu kuruluşlar çoğu mezunun en gözde hedefleri arasındadır. Rekabet Kurumu örneğin, 2008’de hukuk mezunu 10 kişi; iktisat, işletme, siyaset vs. diğer bölüm mezunlarından da 10 kişi olmak üzere toplam 20 kişi aldı. Her yıl sınav açmıyor, ihtiyacına göre sınav yapıyor. Hatta sınava başvuranlardan yeterli başarıyı göremezse kimseyi almıyor. Böyle bir yer işte!
    Bankalar ve özel şirketler ise çok seçicidir eleman alma konusunda. Nitelikli eleman alırlar ama karşılıkları da oldukça yüksektir. Oldukça derken, yani, ciddi oranda yüksek ;) Ancak özel sektörde çalışma şartları devlettekine nazaran daha ağırdır, daha fazla yıpranırsınız.
    Uluslararası kuruluşlar ise özellikle yabancı dil bilen hukuk mezunları için son derece müthiş imkanlardır. “Globalleşen dünya” tabirini artık her yerde duymaktayız. Peki neden? Artık neredeyse her alanda ulusal sınırlar ortadan kalktı. Ticareti ele alalım mesela: Uluslararası ticaretin işlemesi için her yerde hukuki düzenlemeler getiriliyor ve bunlar sürekli yenileniyor. Devletler uluslararası anlaşmalara taraf oluyorlar, bu anlaşmaların işletilmesi için uluslararası organizasyonlar kuruyorlar. Tüm bu organizasyonlarda işlerin yürütülmesi için gerekli nitelikte insan lazım. Diğer taraftan, biraz daha mikro alana inersek mesela, yapılan her ticari işlem bir sözleşmeye dayanıyor. Yeri geldiğinde bu sözleşmelerdeki bir kelime hatası sebebiyle bir şirket müthiş zarara uğrayabiliyor. Bunların önüne geçebilmek için herkes işini sağlama almak istiyor. Bunun için uzman kişiler istihdam ediyorlar veya uzmanlardan oluşan ve işi sadece bu olan ofislere başvuruyorlar. Bu uzman kişilerin kimler olduğunu da söylemeye gerek yok sanırım. Bunlar sadece bir iki örnek. Daha saymakla bitmez, çünkü akıl almayacak derecede geniş bir alan.
    Diğer taraftan akademik kariyeri de düşünebilirsiniz. Son yıllarda Türkiye’de yeni üniversiteler açıldı. Bu yeni akademik kadro ihtiyacı demektir. Akademik personel olarak bir üniversiteye girip, kariyerinizi istediğiniz gibi (tabi ki sizin performansınıza bağlı) çizebilirsiniz. Hem devlet resmiyetinden uzak, sürekli gençlerle bir arada olmak, esnek çalışma saatleri vs. çok cazip sebepler. Ayrıca, hukuk mezunu olmanız, sizin hayatınıza bir hukukçu olarak da devam edeceğiniz anlamına da gelmez isterseniz 4 yıllık lisans programını bitirdikten sonra istediğiniz her alanda yüksek lisans ve doktora yapabilirsiniz. Bu her bölüm için geçerlidir. Mesela hukuk lisans mezunusunuz, ekonomi ile ilgili bir dal üzerinden kariyerinize devam edebilirsiniz, ve bu sizin için çok daha avantajlı olabilir (iki farklı sıfat!). Ancak sizin için şu anda böyle bir yol çizmek için çok erken. Öğrenci, üniversiteye geldikten sonra neyin ne olduğunu anlayabiliyor. Hatta bu genelde son senelere doğru oluyor. Üniversite hayatınız boyunca çok şey görecek, çok şey öğreneceksiniz. Ufkunuz açılacak gittikçe. Ve ilgi duyduğunuz alanlara yönelerek kendinize bir yol çizeceksiniz. Ne yapmak istediğinize o zaman karar vereceksiniz.

 
FaceBook ile paylaş... Friendfeed ile paylaş... Twitter ile paylaş
BENZER YAZILAR
Endüstri Mühendisliği hakkında bilgi            Endüstri Mühendisliğinin 4 yıllık lisans eğitiminde neler..
 
Fizik Bölümü hakkında bilgi     Fizik bölümünün pek çok alanda çalışma alanı mevcuttur. Elektronik, tıp, nanoteknoloji,..